16 Mayıs 2026, 07:23:09
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 20°C
Az Bulutlu
Afyon
20°C
Az Bulutlu
Paz 20°C
Pts 17°C
Sal 19°C
Çar 16°C

UÇURUMUN KENARINDA-4

UÇURUMUN KENARINDA-4
15 Mayıs 2026 16:06
23
A+
A-

İki çay söylemiştim; biri bana, biri Ali’ye… Ama Ali masaya oturmadan çekip gitti. Garson iki çayı da önüme koyunca kendi kendime düşünmeye başladım:

“Ben ne yaptım?”

“Burası neden bu kadar tanıdık geliyor?”

“Ali bana neden bu kadar kızdı?”

Bir an gözüm kararır gibi oldu. Sanki artık lokantada değil de uçuruma yuvarlanan arabanın içindeydim. Yanımda birinin nefes alışverişi, kaputtan çıkan dumanlar ve arabadan sızan benzin kokusu…

Yanımdaki kişinin kim olduğunu hâlâ hatırlayamıyordum. Ama nefes alıp verişlerinin arasında bana:

“Değdi mi Ahmet? Ne yaptın sen?”

dediğini duyuyordum.

Bir anda gözümün önündeki o görüntüler kayboldu. Çayın parasını ödeyip kalktım. Yukarı doğru, kazanın olduğu yere yürümeye başladım. Sanki ben yürümüyor, ayaklarım beni oraya götürüyordu.

Yaklaştıkça nefesim daha çok daralıyordu. Bir yerde durdum. O sırada bana doğru gelen bir araba gördüm.

Çekilmek, kenara geçmek istedim ama ayaklarımı hareket ettiremiyordum.

Arka arkaya iki araba geliyordu. En öndeki arabada iki kişi vardı.

Bir dakika…

Bu benim arabamdı.

Direksiyondaki bendim.

Yanımdaki de Ali’ydi.

Başımdan aşağı kaynar sular döküldü sanki. Arabanın içindeki bağırışlar yankılanmaya başladı kulaklarımda.

Ali bağırıyordu:

“Ahmet dur!”

“Yavaşla!”

“Ahmet, yavaş git!”

Sonra araba bir anda uçuruma yöneldi…

“Ben bunu nasıl yaparım?” diye düşündüm.

“Nasıl kırarım direksiyonu uçuruma?”

Araba uçuruma yuvarlanınca arkadan gelen ikinci araç durdu. Tam benim bulunduğum yerde…

İkinci arabadan çıkan kişi Batu’ydu.

Hemen arabadan indi. Bir an afalladı. Ellerini saçlarına, yüzüne vurdu.

“Nasıl olur bu?” diye bağırdı.

“Neden yetişemedim onlara?”

Aşağı inmeye çalıştı ama inemedi. Sonra hemen ambulansı aradı.

Ambulans önce Ali’yi çıkardı arabadan. Ali’nin bilinci kapalıydı. Sedyeye bağlayıp götürdüler.

Benim bilincim açıktı ama ayağım sıkışmıştı.

Sonra beni de çıkardılar.

Tüm bunları izlerken içimde kopan o inanılmaz vicdan azabına dayanamadım. Kalbim sıkıştı. Gözlerim karardı.

Sanırım şimdi son kez uyuyacağım.

4. Bölüm Sonu

Devam Edecek…

Adım Hanife Sever. 2004 yılında Elazığ’da doğdumElazığ Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü öğrencisiyim sizlerle olmaktan mutluluk duymaktayım.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.