UMUT VE YAŞAM
Umut, insana bahşedilmiş en kıymetli duygulardan biridir. Yaşamak için bir sebep, sabretmek için bir dayanak, mücadele etmek için bir güç verir. Ancak her umudun içinde, gerçekleşmediğinde bırakacağı bir acı gizlidir. Bu nedenle insan, her umutla birlikte hayal kırıklığına da yaklaşır.
Zihninde büyüttüğü beklentilerin gerçekleşmemesi, insanı hayal kırıklığına, oradan da umutsuzluğa sürükler. Umutsuzluk, çaresizliği; çaresizlik ise karanlık düşünceleri doğurur. İnsan çoğu zaman yaşadıklarını anlamlandıramaz. İçinde bulunduğu boşluğu doldurmak için çırpınırken, o boşluğun aslında ruhunun derinliklerinden geldiğini fark etmez. Böylece yaşadığı her acı, onu biraz daha yalnızlaştırır.
Fakat unutmamak gerekir ki insanı ayakta tutan şey, yaşadığı zorluklar değil; o zorluklara rağmen içinde koruduğu umuttur. Umutsuzluk, insanın iç pusulasını şaşırdığı andır. O an, ne kadar sağlam olursa olsun, insan savrulmaya başlar. Umutsuz bir insan, yönünü kaybetmiş bir gemiye benzer; rüzgârın nereye eseceği değil, esip esmeyeceği bile belirsizdir.
Kimi insan aşkı, kimi inancı, kimi ise tutkularını yaşamın merkezine koyar. Bazıları için para, güç ve maddiyat ön plandadır. Fakat para, insanın manevî boşluğunu doldurmaz; aksine bazen o boşluğu daha da derinleştirir. Kalbiyle yaşayan biri için inanç, sevgi ve umut en güçlü dayanaklardır.
Hayatta herkesin bir sınavı vardır. Kimimizin ki görünür, kimimizin ki görünmezdir. İnsan yalnızca gördükleriyle yargılamamalıdır. Herkesin ne yaşadığını, neyin içinde çırpındığını bilmek mümkün değildir.
Yeşil Yol filmindeki John Coffey karakteri, bunu en net şekilde ortaya koyar. Görünüşüyle korkutucu bir adam olan Coffey, aslında saf, masum ve iyilikle doludur. Ne yazık ki insanlar, yalnızca gördükleriyle karar verdikleri için onun iç dünyasını görememiştir. Bu yönüyle film, insanın sadece gördüğüyle hüküm vermemesi gerektiğini gösteren nadide eserlerden biridir.
Hayat bir masaya benzer. Herkesin payına farklı şeyler düşer. Kimimizin masasında sadece ekmek vardır, kimimizin masası çeşit çeşit nimetle donatılmıştır. Fakat önemli olan, o masada şükürle oturabilmektir. Umudunu kaybetmeyen insan, en sade sofrada bile doyar; çünkü kalbi toktur.
Yazınızı aslında tam da umutlarımın yok olduğunu hissettiğim, umutsuzluğun en ucunda çırpındığım ve bu nedenle uyuyuamadığım şu saatte okudum. Yazınız bana o kadar hitap etti ki okurken aslında çoğu noktada kendimi buldum. Yaşamın getirileri her zaman mükemmel değildir ve olmak zorunda da değildir bunu hissettirmeniz çok güzel aynı zamanda kişiye yalnız olmadığını hissettiriyor. Çok beğenerek, şuanki ruh halimle ve buna sebep olan birçok noktayı görerek, hissederek kendimi okuduğum bir eser oldu. Kaleminize, emeğinize sağlık.
Yazınızın ele aldığı konu güzel ne anlatmak istediğinz açık. Örnekler vererk anlatmak istemissiniz ama örneklerde dahi geçişleriniz biraz keskin olmuş yani vereceğiniz örneklere veya örneğe uygun bir zemin hazırlamamış. Kaleminize sağlık.
Umutsuz bir insan, yönünü kaybetmiş bir gemiye benzer;
Her kelime gerçekçi doğrularla dolu. Bu kıta bir yön gibi her ne olursa olsun, umudu diri tutmak önemli. Keyifle okudum. Güzel bir yazı olmuş. Başarılarının devamını dilerim.