GÖRÜNMEZ KANATLAR; KİTAPLARIN İÇİNDE KENDİNİ BULMAK
Kitaplarla olan serüvenim, ilkokul yıllarımda alfabeyi hecelemeye başlamamla birlikte filizlendi. O günlerde attığım küçük adımlar, bugün beni farklı dünyaların kapılarını aralayan derin bir yolculuğun kahramanı yaptı. Kitaplar, tabiri caizse ruhuma görünmez kanatlar taktı. Okuduğum masalların sayfalarını çevirirken kendimi bambaşka evrenlerde buldum. Bu his, kitap okumanın sadece bir ödev veya rutin olmadığını; aksine bir özgürleşme biçimi olduğunu bana erken yaşta fark ettirdi. Kitap okurken hiç gitmediğimiz şehirlere konuk olur, tanımadığımız insanların duygularına ortak olur, hatta bizzat tecrübe etmediğimiz hayatların tam kalbinde yaşarız.
Ne var ki günümüzde teknolojinin baş döndürücü hızı, okuma alışkanlıklarımızı da kökten değiştiriyor. Ekran başında harcadığımız kontrolsüz zaman, kitap okuma hevesimizi yavaş yavaş gölgeliyor. Oysaki dijital dünyanın sunduğu sığ ve parçalı bilgiler, bir kitabın vaat ettiği derinlik ve bütünlüğün yerini asla tutamaz. Kitap okumak, dış dünyanın gürültüsünden sıyrılıp insanın kendi iç sesine dönmesini sağlar; o an zaman adeta durur ve zihin dinginleşir.
Kitap okuma kültürü, bir toplumun medeniyet seviyesinin en temel ölçütüdür. Okuyan bir birey sadece bilgi sahibi olmakla kalmaz; empati kurma yeteneğini geliştirerek dünyayı farklı pencerelerden görmeyi öğrenir. Cehaletin karanlığını dağıtan kitap, bireye doğru kararlar alabilmesi için güçlü bir muhakeme yeteneği kazandırır. Cemil Meriç’in o veciz ifadesinde belirttiği gibi: “Kitap okumak, insana yol gösterir, aydınlatır ve cehaletten kurtarır.”
Sonuç olarak kitap okumak, bir insanın kendisine yapabileceği en değerli ve kalıcı yatırımdır. Bu yatırım, sadece kelime dağarcığımızı zenginleştirmekle kalmaz; ufkumuzu genişleterek bizi daha erdemli bir duruşa davet eder. Vaktimiz en kıymetli hazinemizdir; bu hazineyi teknolojik ekranların yapay ışığında tüketmek yerine, ruhumuzu besleyen sayfaların arasında değerlendirmeliyiz.
Arjin Mina YETEK
YAŞ:11
DIYARBAKIR