17 Mayıs 2026, 13:24:44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 20°C
Az Bulutlu
Afyon
20°C
Az Bulutlu
Paz 20°C
Pts 17°C
Sal 19°C
Çar 16°C

İLMEK İLMEK TERAPİ

İLMEK İLMEK TERAPİ
23 Şubat 2026 12:39 | Son Güncellenme: 23 Şubat 2026 12:47
197
A+
A-

İlk kadın Hz. Havva… Hz. Âdem Peygamberimize eş, insanoğlunu doğran ilk ana, yasak meyveyi yiyen ilk günahkâr, yıllarca Rabbin’den gözü yaşlı af dileyip, affedilen ve sevdiğine kavuşan ilk kadın… Hüznü, sevinci, ayrılığı, kavuşmayı, pişmanlığı, hata yapmayı ve cezayı deneyimleyen, her şeyin ilkini yaşayan o sabırlı kadın…

Hz. Havva’dan miras kalmış biz kadınlara sabretmek… Öyle ki, hemcinslerimiz bile birbirimizi anlayamaz, birbirimize sabredemezken, erkeklerin bizi anlamasını beklemek adeta bir ütopya…  Yaratılıştan bir süre sonra çoğalan insanoğlu birçok evreden geçmiş, toplumlar oluştukça, her toplum kendi kurallarını ve yaşam tarzını yaratmış. Ataerkil olan toplumlarda olmuş, anaerkil olanlarda.  Günümüzde bazı kabilelerde anaerkillik mevcut olmakla beraber Dünya ataerkil toplum yapısını benimsemiş. Fiziki olarak güçlü olanın aynı zamanda yönetebileceği düşünülmüş herhalde. Duygudan, merhametten, şefkatten yoksun yönetilen Dünya, sevmiş bu düzeni. Çünkü duygu demek; sorumluluk demek, vicdan demek, adalet demek. Yönetici de bu vasıfların yeterince olmaması işleri hep kolaylaştırmış.

Ataerkil toplumda ikinci planda olmaya alışmış kadın. Kendi bile bunu sorgulamayacak duruma gelmiş. Evde çalışmış, tarlada çalışmış, annelik yapmış, eş olmuş, gelin olmuş. Yüklendiği her rol altında ezilmiş. Becerikli ise her şeyi “bu yapar” diye üzerine yüklemişler, yapamazsa dövülmüş, sövülmüş, yok sayılmış. Ama neredeyse her kadının ortak bir noktası varmış. Dertlerini, kederlerini anlatmak yerine el işine sarılmışlar. İlmek ilmek örmüşler sıkıntılarını, dantel dantel işlemişler masalarımıza sessiz çığlıklarını… Halı dokumuşlar, desenlere saklamışlar göz yaşlarını. İğne oyasını yazmalara işlerken, çelik yüzük geçirmişler parmaklarına yaralanmasın diye ama gönüldeki yaralara çare bulamamışlar. Çelik bir kalkan yok ki kalbe, etraftan gelecek darbeleri önlesin, kırılıp dökülmesin. Bir nebze de olsa yüklerini yüklemişler ellerindeki rengarenk ipliklere… Terapi yapmışlar kendilerine ama tabiki farkında değiller bunun. Dünya da ilk defa hangi kadın, bu yöntemi bulmuş acaba? Belki de yine Hz. Havva…

Son yarım yüzyılda kadın farkına vardı bu ezilmişliği.  Dik durmaya başladı hayata karşı. Erkeklere karşı durayım derken de onlara benzemeye başladı. Düzene boyun eğmemek adına, her alanda söz sahibi olmayı başardı. Yükleri kalktı mı omuzlarından? Tabiki hayır! Sadece evrim geçirdi. Tarladayken, iş merkezlerinde çalıştı. Anneliği kayınvalide ile paylaşırken, bebeğini dört aylıkken tanımadığı bakıcılara bıraktı. Araba kullanıp özgürlüğünü kazanacağını sanırken pazar, market, çocukların okulu, kursları gibi getir götür gibi işleri de ona yüklendi. Bir taraftan klasik çamaşır, bulaşık, temizlik, yemek gibi ev işleri de hep devam etti. Ama minnet etmedi kimseye. Sanırım herşey bunun içindi.

Şimdi kadınların elinde örgü değil, bilgisayar var. Halı dokumuyor ama ev, iş, okul arası araba ile mekik dokuyor. Dantelleri sandıklarda çürürken, onlar terapist koltuğunda kadınlığını sorguluyor. Kadınlar erilleştikçe dişil enerji erkeklere geçiyor. Denge farklı yönde kendini tamamlamaya çalışıyor. Bu durum en çok gençlerimizi etkiliyor. Buna bir dur demek lazım. Erilleşmeyelim hanımlar! Her işi başarabiliriz bunu kanıtladık. Kimseye minnet etmeyelim ama dişil enerjimizi de koruyalım. Gereksiz yük yüklenmeyelim, kadın-erkek dengesini bozmayalım. Elimize yeniden alalım örgülerimizi, ilmek ilmek terapi edelim kendimizi. Kadınlığımıza sahip çıkalım. Hz. Havva gibi sabredelim hiç bırakmayalım naif  kimliğimizi. O ilk kadını utandırmayalım…

 

 

 

 

 

 

Osmangazi Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksekokulu mezunuyum ve erken yaşta mesleğe başladım. Sağlık sektöründe olmama rağmen içimdeki edebiyat aşkı hiç ölmedi. Lisansımı Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk dili ve Edebiyatı Bölümü ile yaptım. Okulu bitirdikten sonra edebiyat ile ilgili bir projede yer almadım. Yıllar sonra Kor Dergisi ile bir hayalimi daha gerçekleştirmiş olacağım.
YORUMLAR

  1. Esra Gürsoy dedi ki:

    Her kadının kalbine dokunabilecek bir yazı olduğunu düşünüyorum.. yüreğine sağlık..♡

  2. Anonim dedi ki:

    Çok anlamlı bir yazı olmuş. Kadınlığın o en güzel saf çizgisini yansıtan bir anlatım. Emeğine sağlık. Başarılarının devamını dilerim.