BEKLEME
“İşte yine bir bekleme salonu ve ben yine bekliyorum.”dedi. İnsan teri ve nefesiyle dolu koridor içini sıktı. Sanki kalbi mengeneyle sıkıştırılıyor gibi geldi. Koridorun farklı yerlerinden gelen öksürük, hapşırık, gırtlak temizleme sesleri. Bilindik şikayet içeren sözler…
Elinde değişik boyutlarda kağıtlar, dosyalar taşıyan sağa sola yürüyen, nereye gittikleri bilinmeyen insanlar… Koridora açılan, sürekli açılıp kapanan kapılar… Hiç durmayan bu hareketlilik bir süre sonra beynini uyuşturdu. Tepkisiz, hissiz bakmaya başladı etrafa. Görmüyor, duymuyordu artık. Yüzü asık bu insan güruhu azalmıyor artıyordu sanki. Yerlerini yüzü asık,donuk bakışlı başka yüzler alıyordu sadece. Gülen bir yüz aradı gözleri.
Yoktu. “Biraz daha bekleyeyim belki buradan çıkmadan görürüm o yüzü.” dedi ümitsizce. Vücudunu basan ter damlaları, boğazına doğru yükseliyordu sanki. “Boğulmaya ramak kaldı işte. Kendi sıkılmışlığının içinde boğulacaksın bir gün diyordun kendine. O gün bugündür belki de.” dedi alaycı bir tebessümle. Karşısında oturan 70’li yaşlarda olduğu anlaşılan bir ihtiyarın ters ters baktığını fark etti.
“Yüksek sesle mi düşündüm acaba? Ne olacak,can sıkıntısından herkes birbirini inceliyor. Ne zamandır bana bakıyor kim bilir?” Bu düşünceler daha da çok canını sıktı. “Ömrümün ne kadarı beklemekle geçiyor?” Sorusu geldi aklına. “Trafikte, market kuyruğunda, yemek masasında, durakta, park kuyruğunda… Of! Sonu gelmez ki bu listenin. Düşündükçe daha çok aklıma geliyor beklemeler.
Mutluluğu,huzuru, başarıyı,kazanmayı bekleme var bir de… Bu kadar çok şey beklenir mi? Beklemeyi bırakmak gerek galiba… Şimdi burada başlasam bırakmaya? Ne olur? Bu kadar bekledim,muayene olmadan gidersem patrona ne diyeceğim?
Rapor da alamam. Al işte! Beklemeyi bıraktığım anda problemler başlıyor. Peki, raporu aldığım an. O anı hayal et,kurtul şu sıkıntıdan. Evet evet, haksızlık etmeyeyim. Beklemenin sonunda hayata tat veren haberler de var. Burada beklemek iyi bile oldu aslında. Beklerken kendimle kaldım, beklemeyi sorguladım. Kendi içimi gördüm. Koşuşturmanın içinde düşünebildiğim anlar,bekleme anlarıymış aslında. Bu büyük sıkılmışlığın içinde kendimi buldum.”
Karmakarışık duygular içinde, kendini ikna etmeye çalışıyordu.Bir çocuğun kahkahası duyuldu koridordaki kalabalığın kuytularından. Nereden geliyordu bu kahkaha? Arada bir de kıkırdıyordu. İşte,dedi. “Aradığım mutlu yüz! Bir de görebilsem.” Koridorun uzak ucundan geliyordu ses. Bir daha boş bulamayacağını bilerek yerinden kalktı. Hazırda bekleyen birinin yerini kaptığını hissetti,önemli değildi. Hep alışıldık hareketler.
O, arkasına bakmadan uzun ve dar koridorun sonuna doğru ilerledi. Çocuğun kahkahaları arasında farklı sesler de olduğunu fark etti. “Olamaz, yoksa!” dedi. Dudakları titredi. Bu gülüşlerin yine sanal bir ekrana bağlı olduğunu görünce beyninden vurulmuşa döndü. Öfkelendi. “ Ne bekliyordun ki?” İçindeki öfkeyi susturmak ister gibi koşar adımlarla hastaneden dışarı çıktı.