BİR ÖLÜMÜ, BİR DE SENİ BEKLERKEN
Bir gün geleceğini bilmeden bekliyorum.
Bir yıldız tozu kadar muğlak,
Ve bir gelincik kadar narin olan seni…
Güneş battı batacak;
Ağaçlar, sahipsiz mektuplarını sokağa döküyor.
Hafif bir meltem; kokusu hasretimizi anımsatır,
Bir gün geleceğini bilmeden bekliyorum.
Henüz karşılaşmadığımız bir anın hatırası var içimde,
Hayalinle süslediğim sokak, rüzgârıyla fısıldıyor bana.
Tanımadan bildiğim o güzel gözlerin,
Ve mutluluğun ilmekleriyle örtünmüş ruhun…
Söyle, kavuşturur mu kader ellerimizi?
Oda, ruhumun karanlığında gittikçe daralmakta;
Tanrıdan esen sükûneti senin bekleyişinde tadıyorum.
İnce bir şarap lekesine dalmış gözlerim,
Gecenin sana ayrılmış asaletinde sarhoşluğu tadıyorum.
Hayır, reddediyorum acıyı, bu yalnız sevdadır.
Ruhum adını bilmediği bir mucizeyi çağırır.
Her şeyin belirsiz olduğu ahir zamanda;
Bir ölümü, bir de seni bekliyorum.