VURGUNUM
Vurgunum, bir yüze değil içimde dönen sese,
Kendi kendime kurduğum o derin ve ıssız nefese.
Ne bir bakışta kayboldum ne bir dokunuşta,
Ben düştüm zihnimin kurduğu o sonsuz yokuşta.
Vurgunum, suskunluğun en gür yankısına,
Kalabalık içinde kalan insanın yalnız sancısına.
Bir söz değil aradığım, bir anlamın izine,
Bir harfin ardında gizlenen o eski gizine.
Vurgunum, kırılan düşüncenin sert kıyısına,
Kendi kendini yoran aklın ince sızısına.
Her cevap bir soru doğurur, her yol yeni bir uçurum,
Ben kendi içimde kaybolmuş bir uzun yolcuyum.
Vurgunum, aynada bile çözülemeyen o hâle,
Kendi gözlerimde büyüyen bilinmez suale.
Ne gördüğüm tamamdır ne bildiğim kesin,
Her şey yarım kalırken ben hâlâ eksik bir resim.
Vurgunum, sessizliğin içimde kurduğu fırtınaya,
Ne kaçabildiğim ne de kalabildiğim o araya.
Bir boşluk var büyüyen, her adımda derinleşen,
Ne zaman dokunsam bana, içimden bir şey eksilen.
Vurgunum… ama bir insana değil bu hâl,
Ne gelip geçen zamana ne de solan bir hayal.
Ben vurgunum, kendini arayan o sert eşiğe,
İnsanın kendine düştüğü o derin ve suskun çelişkiye.
Yine harika bir eser tebrik ediyorum seni Büşra yıldız başarıların devamını dilerim yolun açık olsun