YORGUN RUH
Bazen insan kendi içinde yorulur,
Kalabalıklar bahanedir sadece.
En çok sustuğu cümlelerin ağırlığı
Dert olur gecenin başladığı yerde.
Gün boyu omzunda taşıdığı görünmez taşlar,
Gece olunca kapısına yığılırlar;
Tam o yerde, ruh biraz şefkat ister.
Bir pencere aç içinin karanlığına,
Bırak sabah usulca girsin.
Her acı kuş olur uçar sonunda,
Sonsuza kadar ne kalmış ki o kalsın?
Kalkıp gitmesin sonunda…
Her kış kendi baharını içinde büyütmez mi?
Kırılan dal nasıl yine tomurcuk verirse,
İnsan da en çok kırıldığı yerden
Yeniden filizlenir.
Kendine kızma bu kadar,
Herkes biraz eksik, bizler de onlardan biri…
Nefes alan herkes biraz yarım yürür hayatı.
Mühim olan düşmemek değil takılıp hayata,
Düştüğün yerden kalkabilmek yeniden;
Merhametini kaybetmeden, kalbi kırmadan.
Çünkü insan,
Kendine iyi davrandığında iyileşir.
Bak, gece bile sabaha yeniliyor,
Ay, karanlığın bağrında doğuyor,
Deniz en büyük fırtınadan sonra duruluyor.
Senin içindeki sızı da
Bir gün yerini dingin bir sessizliğe bırakacak.
Şimdi hissettiğin yorgunluk,
Belki de ruhunun yeniden şekil alışıdır.
Biraz dur,
Rüzgârın sesini dinle,
Çayın buğusunda kaybolan düşünceleri seyret.
Hayat bazen çözmek değil,
Sadece hissetmek ister.
Ve bil;
İçinde hâlâ incinen bir yer varsa,
Yorgun da olsa ruhun,
Orada hala yaşayan çok güzel bir taraf var demektir.