6 Mayıs 2026, 22:26:23
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 3°C
Hafif Yağmurlu
Afyon
3°C
Hafif Yağmurlu
Sal 9°C
Çar 13°C
Per 18°C
Cum 21°C

MOLLA MEHMET: OYUN

MOLLA MEHMET: OYUN
6 Mayıs 2026 19:55
15
A+
A-

Havanın sıcak esintisi sokaklara bahar kokusunu getirmişti. Evlere yansıyan hoş bir yaz telaşı da cabası. Kışlıklar kaldırılıyor, yaz giyimler dolaplara yerleştiriliyor, yün yorganların yerini battaniyeler alıyordu. Güneşin ısıtıcı yansıması teyzelerde, ablalarda, ninelerde temizlik zamanının gelmesi demekti.

Bizim Molla Mehmet ise kitabını aldığı gibi köyün yukarısında bulunan büyük çınar ağacının altına oturup ders çalışıyordu. Halbuki akranları bugünlerde maç yapar, top oynar, ağaçlara tırmanır; saklambaç gibi oyunlarla terler içinde günlerini bitirirdi. Molla Mehmet ise bilgi yarışması oynamayı severdi. Bazen arkadaşlarını toplayarak onlarla oynardı. Kazanan kişiye ise günlerce uğraşarak yaptığı küçük sandıklardan hediye ederdi, şimdi ise sadece bir tane kumbara yapabilmişti.

Öğle yemeğini yedikten sonra ders kitabını eline alarak çınar ağacına doğru yola çıkmıştı. Az ilerlemişti ki murat arkadaşı ile karşılaştı.

— Molla Mehmet, nereye gidiyorsun?

— Ders çalışmaya.

— Senin de dersin hiç bitmiyor. Mahalle maçı olacak gelsene sende.

— Teklifin için teşekkür ederim Murat kardeş ama biliyorsun, benim pek ilgi alanım değil. Yani bana bir topun arkasından saatlerce koşmak mantıksız geliyor.

— Çok bilmiş seni! Bizi küçümsüyor musun?

— Tabii ki hayır. İnsanları küçümsemek Allah’ın sevmediği kötü bir ahlaktır. Sadece zamanımı bana katkı sağlamayan şeylere harcamak istemiyorum.

— Ama biz seni seviyoruz ve bizimle oyun oynamanı istiyoruz. Her seferinde reddediyorsun.

— Ben de sizleri çok seviyorum. Sizlerle oyun oynamayı bende çok istiyorum. Farklı bir oyun bulup onu oynasak olmaz mı?

— Olur tabii. Ama oyunu kimin seçeceğine oklar karar versin?

— Oklar mı?

— Evet. Geçen sene bize yapmıştın ya o oklar… Dartta kim yüksek numarayı vurursa oyunu o seçsin.

— Güzel ve adil görünüyor, olur tabii.

— O zaman Ardayı, Hakan’ı, Erkan’ı, Şaban’ı, Recep’i, Yusuf’u, Ali’yi, Ömer’i ve Fatih’i çağırayım.

— Peki, çağır bakalım. Ben burada sizi bekleyeceğim.

İçi sevinçle dolan Murat heyecanla koşmaya başladı. Molla Mehmet arkasından tebessümle baktı. Kafasını ders kitabına çevirip derin bir iç çekti. “Ah… Ne güzel, şimdi çınar ağacı altında kitabımı okuyor olacaktım. Neyse, arkadaşlarla vakit geçirmek de güzel. Belki ok atışını ben kazanırsam bilgi yarışması isterim. Hem ben bilgilenmiş olurum hem de arkadaşlarım öğrenmiş olur.” diye içinden mırıldandı.

Hepsi toplanıp geldiler. Gözbebekleri sevgiyle parlamış halde özlemle Molla Mehmet’e sarıldılar. Küçük yumruklarını hafifçe Molla Mehmet’in omzuna vurup, “Seninle oyun oynamak güzel arkadaşım.” dediler. Ona derin bir saygı ve sevgi besliyorlardı. Hem zeki hem yumuşak huylu hem de ahlaklı biriydi. Çevresine güven veren, asla yalan konuşmayan, yardımsever kişiliği onlara örnek oluyordu. Daha önce onlara ok yapıp hediye etmişti, aylarca okçuluk oynamışlardı ama derslerinden ötürü Molla Mehmet onlara katılamamıştı. Şimdi ise beraber oyun oynayacaklardı.

— Hoş geldiniz arkadaşlarım. Bende okumu alıp hemen geliyorum. Dart tahtası sizde değil mi?

— Evet bizde hadi seni bekliyoruz.

Önceden dart tahtasını astıkları duvara gittiler. Tahtayı asarak beklemeye koyuldular. Az sonra Molla Mehmet geldi.

— Hadi arkadaşlar atmaya başlayalım.

Murat okunu iyice gererek attı. Tam 11’i vurmuştu.

— Oley! Kazanma şansım çok yüksek. Tam 11!

Aralarını saran güzel bir gülüşme oluştu.

Ali:

— He ya seni nasıl geçeceğiz şimdi? 12’yi nasıl vuralım? dedi.

Diğerleri de 10, 9, 5, 4, 8, 7, 1 ve 2 vurdu. Birisi oku boşa fırlattı. Molla Mehmet en sona kalmıştı. Murat iyi iş çıkarmıştı, onu geçmek için 12’yi vurması gerekecekti. Önceden pratik yapmıştı ama uzun zamandır eline ok almamıştı. Pür dikkat hedefe odaklandı, gözlerini kıstı. Oku tam hizaya getirerek “Bismillah” deyip attı. Ok tam 11 ile 12 arasına saplanmıştı, 11’in bir tık üstündeydi.

— Çok şükür, elhamdülillah. dedi.

Murat:

— Nasıl ya… İnanamıyorum! Kıl payı beni geçtin. Neyse sende güzel oyunlar buluyorsun ama hep ders çalışan biri olarak bunu nasıl başardın?

Molla Mehmet o yumuşak, sevgi ve şefkat dolu sesiyle cevap verdi:

— Canım arkadaşım Murat, biliyorsun ki başarı Allah’ındır. Ben sadece işime besmele ile başladım. Eğer bir keramet arıyorsan, besmelenin sırrında ara.

— Peki, sırrı neymiş?

— Besmelenin içinde Allah’ımızın üç bin İsm-i Şerifi vardır. Onun için her işin başında söylemek, o işi bereketlendirir ve tamamına erdirir. Besmelesiz yapılan her iş ise eksik ve yarım kalmaya mahkûmdur.

Murat’ın yüzünde tatmin olmuş bir tebessüm belirdi.

— Yine bilgi kazandı desene…

— Evet, bilgi kazandı. Ama orada bir incelik var Murat arkadaşım.

— Neymiş o?

— “Amel edilen bilgi” kazanır…..

 

Lisandan doğan tüm kelimeler tek bir kelime için yaratılmıştır. O da; "Lâ ilâhe İllallah Muhammedün Resûlullah"
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.