1 Mayıs 2026, 20:16:44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 21°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
21°C
Parçalı Bulutlu
Cum 15°C
Cts 6°C
Paz 4°C
Pts 4°C

BEN FARKLIYIM

BEN FARKLIYIM
14 Temmuz 2025 17:14 | Son Güncellenme: 14 Temmuz 2025 17:45
643
A+
A-

Daha önce hiç herkesten farklı olduğunuzu hissetmiş miydiniz? Çocukluğumdan beri ben de herkes gibi, kendimi biraz farklı hissederdim. Sonra bu duruma alışıp normal olduğumu kabullendiğim yetişkin yaşlarıma ulaştığımda, bu düşüncemi değiştiren bir şey oldu.

O gün diğer günlerden farklı değildi. Kahvaltımı yapıp işe gitmek için evden çıkmış durağa yürüyordum. Daha sonra otobüsü beklerken duraktaki genç bir kız ilgimi çekti, tuhaf göründüğü için.

Hafif soluk benizli, bembeyaz tülden bir elbise giymişti. Ürkek gözlerle etrafına bakıyordu. Daha sonra yola doğru yürümeye karar verdi. Tam ne yapıyorsun diyecektim ki, kimsenin kızın yolun ortasına yürüdüğünü görmediğini fark ettim. Üstelik arabalarda kornaya basmıyorlardı.

“Hey! diye seslendim.

Şaşkın gözlerle geriye döndü ve üzerine doğru gelen arabayı fark etmedi. Ben dikkat et diye bağırana kadar araba kıza çarpmıştı bile.

Ancak beni asıl şok eden şey, kıza hiçbir şey olmamış olmasıydı, sanki araba bir bulutun içinden geçmişti. Kızın kendisi bile fark etmemişti arabanın içinden geçtiğini. O hala şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Bakışları içimi ürpertmişti.

Bana doğru yürüdü.

“S-sen beni görebildin mi?”

Kafamı salladım. Demek ki benden başka kimse görmüyordu, hala olayın şaşkınlığını atamamıştım üzerimden, düzenli uyuyor olmasam halüsinasyon gördüğümüdüşünecektim. Ancak belki de şizofren olmuştum, yine görüyor olabilirdim. Benim doktora görünmem gerekiyordu.

Hemen cebimden telefonu çıkardım ve işe gelemeyeceğimi söyledim iş arkadaşıma.

Ben bunu yaparken kız dibime kadar girmişti. Sanki buz dolabı gibi soğuk bir hava yayılıyordu kızın üzerinden.

“Bana ne olduğunu bilmiyorum, kimse görmüyor beni, üstelik ben de nerede olduğumu, kim olduğumu bilmiyorum.”

“Sen benim kurduğum bir hayal olabilir misin, belki de dün gece yediğim balıktan zehirlendim.”

“Sen beni görmeden önce de vardım, öyleyse senin hayalin olamam değil mi?”

Kızın söylediği mantıklı gelmişti ama eğer benim hayalim değilse, tövbe yarabbim, iyi saatte olsunlar mı uğramıştı bana?

Hemen içimden bildiğim bütün duaları okumaya başladım. Ayet-el Kürsi, Nas, Felak, İhlas, Kevser, hepsini okudum ama kıza bir şey olmak bir kenara dursun soluk benzine can geliyordu sanki.

Meraklı gözlerle bana bakan kıza döndüm:

“Şeytan olmadığından emin oldum ya meleksin ya ruhsun, ancak bir melek ne olduğunu bilirdi. Sen muhtemelen öldün.”

Kızın gözleri hüzünlendi,

“Peki ama ben neden öldüm, ölüler bir yerlere gitmez miydi? Madem gidemedim neden kaldım burada? Lütfen bana yardım et.”

Aslında görmezlikten gelebilirdim ama artık benim onu gördüğümü bildiği için muhtemelen hiçbir işi olmayan bu ruh peşimden ayrılmayacaktı. Ondan kurtulmak istiyorsam, ona yardım etmek zorundaydım.

“Beni, kendini hatırladığın ilk yere götürür müsün?”

Kafasını salladı ve yürümeye başladı, çok geçmeden izbe bir bahçenin ortasına geldik. Etrafı dikkatlice inceledim. En yakın binaya doğru yürüdük.

“Kapıyı çalıp bir şey isteyeceğim, tanıdık gelirse bana söyle tamam mı?”

Kapıyı çaldım ve açılmasını bekledim. Biraz sonra açılan kapıdan küçük bir çocuk kafasını uzattı.

“Merhaba canım, ben bir adres soracaktım, içerde büyüğün var mı?”

Küçük çocuk ürkek gözlerle geriye çekildi ve “anne” diye seslendi.

İçerden orta yaşlı zayıf bir kadın çıkageldi.

“Merhaba abla, ben buraların yabancısıyım, yakınlarda sağlık ocağı var mı?”

“Sağlık ocağını bulmak için caddeye in, oradan kime sorsan gösterirler.” Teşekkür ettim ve kapıdan çekildim. Rica ederek kapıyı kapattıktan sonra genç kıza döndüm, o da hiçbir şey hatırlamadım der gibi kafasını salladı.

Tekrar bahçeye doğru yürüdük. Otların bakımsız olduğu ve yakınlarında hiçbir şey bulunmayan bir alandı, buradan bir şey çıkarmamız çok zordu. Yere eğildim ve bir şeyler aramaya başladım. Elimle tüm otları kaldırıyordum. Sonra gözüme bir şey çarptı. Parlak bir şey. Hemen elime aldım, bir kolyeydi bu. Gözüme yaklaştırınca üzerinde yazan ismi fark ettim: Pelin.

“Pelin.” Genç kız kafasını çevirdi, şaşkındı, “Sanırım, sanırım bu benim adım,dedi. Gözleri dalmış bir şeyler hatırlamaya çalışıyordu. Bulacağımız gerçeklerin bir cinayet öyküsüne dönmesinden çok korkuyordum.

2000 yılında bulunduğumuz dünyaya teşrif etmiş, hayat yolunda karşısına çıkan olayları anlamlandırmaya çalışan insan tanesi.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.