BEN BÜYÜYÜNCE SEN OLACAĞIM
Biz seninle yanlış bir vakitte açtık kalbimizi,
ne mevsim razıydı buna ne de kaderimiz.
Ben seni doğru sevdim bütün yanlışlarımla.
Sen susmak zorundaydın,
ve cümleler sustukça eksilen bizdik.
Sonra dedik ki: “zamanı var”;
kırgınlık diner, kalpler yorulmaz.
Ama vakit gelip kapımıza dayandığında,
anladım sevgilim;
bazı yaralar susunca değil
yutulamadıkça büyürmüş biraz.
Ben içimdeki boşluğa gömdüm seni,
ama “her çiçek her toprakta açmazmış.”
Ve ben bu kurak uçsuz ormanda,
Bir zamanlar hayran olduğum,
“büyüyünce senin gibi olmak isterim” dediğim o güzel insana;
hayatımın en yarım vedasını verecekmişim.
Sen hâlâ sendin aslında, değişmemiştin;
gözlerinde o eski gökyüzü duruyordu.
Ama benim içimde,
çoktan kararmış bir akşam vardı.
Ve o akşamda sana vereceğim,
tek bir yıldız ışığı dahi kalmıyordu.
Şimdi iki yabancıyız aynı hatıranın içinde,
iki ayrı kıyıda bekleyen gemiler gibi.
Oysa sen biraz erken gelseydin bana,
ya da ben biraz geç sevseydim seni,
belki aynı limana varırdı kalplerimiz.
Yine de bil…
zamanın kıyısında bıraktığın o kız,
seni kötü anmıyor asla.
Kalbinde küçük bir yer var sadece;
adı sen,
adı hatıra,
adı yaşanamamış bir roman.
Ve kim sorarsa sorsun bu hikâyeyi,
ben hep aynı gerçeği söyleyeceğim:
Biz birbirimizi yanlış sevmedik,
yanlış değildi kalbimiz,
yanlış değildi o günler.
Biz sadece,
aynı anda sevemedik birbirimizi.
Ben seni tam zamanında sevdim…
Ama hayatın takvimi başkaydı.
Ben erken geldim hayatına,
sen bana biraz geç kaldın.
Ve biz artık;
çalınması beklenen o kapının ardında,
ihtimallerin yarattığı o sessiz yıkımla,
birkaç veda cümlesine tutunan,
iki yarım hikâyeyiz.