KÜL RENGİ BİR SABAH
Kül rengi bir sabah yürüyorum, bu şehrin sokaklarında;
Cebimde kırık dökük umutlar, avcumda yoksul bir ayaz.
Bilirsin; sığınacak limanı olmaz bizim gibilerin,
Kavga mültecisi bir yürek, kanar durur susa susa.
Gülüşün bir isyan bayrağı gibi dalgalanırken aklımda,
Meydanlar yankılanır adınla, faili meçhul akşamüstleri.
Biz ki acıyı dağlayıp sevda niyetine göğsümüze takmışız,
Yenilmek kitaba sığmaz, düşmek yakışmaz adımlarımıza.
Şimdi hangi uzak menzilde, hangi dumanlı kahvede
Bir çay daha söylersin ömrün tükenişine inat?
Bak, kuşlar yine göçüyor eski zaman türküleriyle;
Yaralarımız kabuk bağlar mı yoldaş, rüzgâr susarsa?
Gitmek, hep kalmanın hüzünlü provasıdır aslında.
Söyle o vefasız yağmurlara, yıkasın kirli sokakları.
Bir ben kalayım bu kanayan tenhasında ömrün,
Bir de sana sakladığım o faili belli yangınlar.