UMUDUN SESSİZ MİRASI
Ey gecemin çatlağına sızan umut,
Göster bana ışığını,
çünkü rüzgâr, karanlığın en eski masallarını
kulaklarıma fısıldıyor,
ve her fısıltıda
yitirdiğim bir adımın,
savrulan bir gülüşün izini buluyorum.
Kendimden saklamaktan yoruldum seni,
çünkü içimdeki yankı,
kırılgan bir deniz gibi
dalga dalga kıyılarıma çarpıyor.
Ey umut,
nicedir adın küllenmiş
ve külün ardında saklanan sıcaklık
bir avcının terk ettiği ateş gibi sessiz.
Aldılar elimden
ileriye bakarken kurduğum pembe köprüleri,
kaldı geriye
paslanmış bir saatin tik takları,
dar koridorlarda tınlayan
bitap adımlarımın gölgesi.
Ben ise
gönlümün susuz taşlarına çarpa çarpa
kendime tortulu izler bırakıyorum.
Ama
bil ki içimde hâlâ bir nefes saklıyorum
fırtınanın son kıvrımında.
Bir çocuğun ilk gülüşünde,
bir yolcunun umutla açtığı bavulda,
kurumuş bir yaprağın yeniden yeşermeye inancında
senin rengini görüyorum.
Ey gecemin çatlağına sızan umut,
göster bana ışığını,
çünkü biliyorum,
en kör kuyuların bile bir göğe açıldığını;
çünkü biliyorum,
yıkıntıların içinden bile bir filizin doğrulduğunu.
Titreyen omuzlarımdan doğrulacağım
yavaş, ama inatla;
çünkü sen varsın ya,
yol da genişler,
dağ da gölgesini geri çeker.
Ey umut,
çık saklandığın sessiz mirastan
ve yeniden öğret bana
yarının kapısını aralayan cesareti…