Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 8°C
Açık
Afyon
8°C
Açık
Pts 5°C
Sal 6°C
Çar 7°C
Per 10°C

HAYAT SON FATURASINI BÖCEKLERE ÖDEDİĞİMİZ PAHALI BİR RESTORANDIR

HAYAT SON FATURASINI BÖCEKLERE ÖDEDİĞİMİZ PAHALI BİR RESTORANDIR
14 Kasım 2025 11:32
173
A+
A-

Hayat, son faturasını böceklere ödediğimiz pahalı bir restorandır.
Rezervasyon falan da gerekmez; doğan herkes davetlidir.
Menüde hepimiz varız:
Az pişmiş, çok yanmış.
İçi umut dolu, dışı yıpranmış.
Tuzu eksik, tadı şaşmış.
Kimi unutulmuş, kimi anımsanmış.

Ve bir gün hepimiz, altı bacaklı, antenli, bizim bir türlü icat edemediğimiz o mutlak ‘adalet’ duygusuna sahip demokrat gurmelerin midesinde,  sadece “günün spesiyali” olacağız.
Kralın sırması da, meczubun yamalı ceketi de aynı tat, inanın.

Böcekler statü bilmez; böcekler bizden daha demokratiktir.

O büyük tadım başladığında, fısıltıları duyulur:
“Hmm, bu örneğin kibir oranı fazla yüksek, damakta metalik bir tat bırakıyor.”
“Bunun vicdanı az pişmiş, lezzeti pek yok.”
“Bu mu? Bu tam bir fiyasko.
Dışı çıtır, içi hamur.”

Biz mi?
Biz bu fani kabuğa tapan, cila bağımlısı bir türüz.
Emin olun, en parlak kabuğun albenisi bile, güzel bir özün tevazusunu bastıramaz.

“Ah şu kalp denen şey…
Yüzyıllardır içimizde sakladığımız en eski hurda.

Ne kimse tamir etmeye yelteniyor, ne de çöpe atmaya kıyıyor.
Tozlanmış, pas tutmuş, ama hâlâ çalışıyor; bize inat, bize rağmen.”

“Böcekler, ‘vintage’ sever efendim. Ne kadar eskirseniz, o kadar makbule geçersiniz.”

Neticede, bu restoranda herkes bir gün yenir.
Ama sadece azı, “lezzetli anılacak kadar iyi yaşamıştır.”

Biz, ruhumuzun bahçesine çiçek dikenleri unutmayız;
toprak da, etimize göz koyan o kutsal iştahı…

Merhaba, ben Yağmur. Şiirin ve edebiyatın büyülü dünyasında kendini bulan  İzmir' li bir yazarım. Yazmak benim için yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda geçmişle bugünü, duygularla kelimeleri buluşturan bir köprü. İlhamımı, Didem Madak'ın yüreklere dokunan dizelerinden ve Türk halk müziğinin derin ruhundan alıyorum. Edebiyat benim için bir sığınak; her harfi, her noktayı bir duyguya dönüştürmek ve okuyucunun kalbine dokunmak için kullanıyorum. Şiirlerimde melankoli, sevgi, özlem,k'öksüzlük ve insanın kendisiyle yüzleştiği anlar ön plandadır. Kimi zaman unutulmuş bir anının izi, kimi zaman da bir yüreğin en derin çığlığı olur kelimelerim. Yazılarımda kural aramam; içimden geleni olduğu gibi yazar, samimiyetle okuyucuya uzatırım. Kelimelerin hayat bulduğu her yerde var olmak, bu dünyaya dokunmanın en güzel yoludur.
YORUMLAR

  1. Rumeysa dedi ki:

    o kadar güzel bir açıdan bakmışsınız ki Franz Kafkanın Dönüşüm eserini anımsattı ve kesinlikle daha çok sevdim… yazıların devamı için sabırızlanıyorum

    1. Anonim dedi ki:

      Bu “restoran”da daha anlatılacak çok menü, keşfedilecek çok buruk tat var. İlginize minnettarım.

    2. Yağmur Gümüş dedi ki:

      Bu “restoran”da daha anlatılacak çok menü, keşfedilecek çok buruk tat var. İlginize minnettarım.