Afyon 9°C
Çok Bulutlu
Afyon
9°C
Çok Bulutlu
Sal
6°C
Çar
9°C
Per
9°C
Cum
8°C
Gözlerin düştü gönül mülküme bir ân içinde
Aklımın tahtı yıkıldı o siyah cân içinde
Ne sabır kaldı ne sükûn gecenin sân içinde
Aşkın adı yazılı kalbimin sol içinde
Bir bakış bin hevesi ateşe verdi yine
Ömrümün yazgısı düştü o kaderli sine
Gamla yoğrulsa da kalbim sana döndü yine
Adınla çözülürüm, düşerim her dine
Söz susar, hâl konuşur; hükmü budur aşkın
Kaçış beyhude, yazgı izin sürer ardından
Zeyn der: Bu sevda candan da öte
Seveni kul eyler, kaçanı da yarım…
Kalemizine sağlık
Zeynep Ökmen’in “Gönül Mülkü” şiiri, o klasik aşk ateşini ve teslimiyetini çok zarif bir dille anlatmış; hani “gözlerin düştü gönül mülküme” dediği an, aşkın o ansızın gelen ve insanın aklını başından alan gücünü iliklerimize kadar hissediyoruz. “Söz susar, hâl konuşur” diyerek sevdanın o dille anlatılamayan tarafına dokunması, seveni kul eyleyen o kaçınılmaz yazgıyı işlemesi insanın içine işliyor; duygusu öyle yoğun ki, sanki her mısra kalpten kopup gelen birer ah gibi duruyor. Ama bir yandan da dürüst olmak gerekirse, şiirin genel yapısı ve seçilen kelimeler (siyah cân, aklın tahtı, vuslat tadındaki bu havada mülk, sine, gam…) Divan edebiyatından bu yana o kadar çok işlendi ki, insan biraz daha yeni, biraz daha alışılmadık bir söyleyiş arıyor. “Kalbimin sol içi” gibi modern bir tabirle klasik söyleyişi birleştirmeye çalışması ilginç bir deneme olsa da, şiirin bütünü bizi şaşırtmaktan çok, o bildiğimiz, tanıdık hüzünlü aşk hikayesinin içinde tutuyor. Yine de o samimiyeti ve “bu sevda candan da öte” diyen sarsılmaz inancı şiiri okunur kılan en büyük artısı olmuş.