BELKİ/6.2.23

Görmedim güneşi henüz,
Süt kokusu gitmedi ağızlarımdan.
Kokusunu çekmedim annemin daha,
Dillerimden dökülmedi,
-ilk sözcüğüm olmadı ‘baba.’
Uzanan bir elim enkazın altından.
Duyulmayacak bir ses, kendi kulaklarımda.
Göremedim on beşleri, varamadım daha,
Sabah oynayacağım kar topu şimdi avuçlarımda.
Henüz yaşayamadım dünya lezzetlerini,
Olamadım daha kimsenin kıymetlisi.
Gençliğimin baharında,
Olmasaydı yerim toprağın altında.
Belki sabaha kavuşurdu gözlerim,
Ah! O yarım kalmış sözlerim…
Ulaşırdı belki ikindi vakti kıymetli bildiğime,
Sevgili bundan gayrı dahil olur belki mahşerime.
Dileyemedim henüz özrümü,
Alamadım birkaç gönlü, pişmanlık bastırmıştı oysa,
Olmasaydı en uzun gece en kısa ay da.
Barışırdı içim de dışım da belki biraz daha vaktim olsa.
Tüm kırgınlıklara içtenlikle edebilirdim elveda.
Kavuşmuş bir sevdanın meyvesi idi evlat.
Alamadan daha, o meyveden bir tat.
Yetişirdik belki ceviz içine ihtiyarlıkta,
-semanın yedi katında artık sonsuz hayat.
Alıp can bildiğimi bir beyaza sardılar,
Adımı önce öksüz, sonra yetim koydular.
Gidenler kurtuldu belki, ya geride kalanlar?
Şimdi gitmek istemem,
İsyan etmek değil,
Haşa!
Ama ‘neden’ler istemsiz dökülüyor dilimden,
Anadan, babadan, yardan uzakta olunca.
Şimdi gitmek istemem, kavuşamadan daha.
Çerçevesi kırılmış bir fotoğrafım şimdi duvarda.
Hatırlandıkça belki, içten yaşlarım göz pınarlarında,
-rahmet okunanım şimdi dualarda, varlığım saklı kaldı şimdi hatıralarda.