ZÜHRE’NİN TAHİR’E MEKTUBU
Tahir,
Sensizliğin dokunduğu her yerde, içimde adı konmayan bir sırlı akış uyanıyor. Sanki ruhumun derinlerinde, görünmeyen bir töz titreşimi, seni çağıran bir içsel ıra var; kıpırtısı hiçbir söze benzemiyor.
Gün doğarken, ufkun üzerine eğilen ışık bile bana seni hatırlatıyor. Çünkü her sabah, içimde senin adınla kıvranan o örtülü devinim, kendine yeni bir yol arıyor.
Zaman bana artık bir kör ırmak gibi.
Akar—ama ne sesi vardır ne yönü.
Ben de o akıntının içinde, sana varamadıkça eksilen bir yaprağım.
Bir taşın gölgesine sığınan serinlik gibi,
Adını taşıyorum usul bir çeper ışıkta.
Ve gece çökerken her sessizlik,
Sana doğru uzayan gizli bir yankıdır.
Tahir,
Bazen sözler tükenmez; sadece saklanır.
Çünkü bazı duygular, dile geldiğinde eksilir.
Sana söyleyemediklerim de böyle:
Her biri içimde zamansız bir çağrı,
Duyulmayı bekleyen tutkun bir giz.
Senden uzaklaştığım her gün, içimde yeni bir karanlık koridor büyüyor. Duvarlarında adımların hâlâ sıcak. Senin bıraktığın her iz, ruhumun üstünde bir ışık kırılması gibi duruyor.
Sen,
Bakışıyla insanın bütün suskunluklarını çözen o nadir varlıksın.
Gözlerin bende bir geçit açıyor:
Kuytuluktan feraha,
Geçmişten geleceğe,
Benden sana.
Bir nefesin değse yüzüme,
Rüzgâr sandığımı sen sanacağım.
Ve bil: İçimde saklı en ince kıpırtı bile,
Yalnız senin izine uyanır.
Geceleri göğe baktığımda, yıldızların dizilişi bile bir işaret gibi geliyor.
Her ışık bir ihtimal,
Her ihtimal bir dilek,
Her dilek senin adına eğiliyor.
Bazen ansızın yüzümü yalayan bir esintide, “Bu senin ruhundan kopan gizli bir soluk olabilir mi?” diye soruyorum kendime.
Çünkü aşk, görünmeyeni taşıyan ince bir akıdır.
Kavuşacağımız gün geldiğinde, içimde yıllardır biriken o suskun titreşim, sonunda yerini bulacak. Ben de senin adının geçtiği her yerde, kendimi yeniden tamamlayacağım.
Ey gönlümün yoldaşı,
Sen gel; geriye kalan her gölgeyi ben dağıtırım.
Kader hangi yüzünü çevirirse çevirsin,
Adı sen olan yolu göze alırım.
Yeter ki bir kez daha—
Düşlerimin eşiğine var.
Bu mektubun kâğıdı ince,
Sözlerim ağır,
Özlemim yakıcıdır.
Ve bütün bunların özü bir tek şeye çıkar:
Ben, sana ulaşmayı bekleyen saklı bir dua gibiyim.
Zühre