KENDİME KALAN
Sevgili ben,
“Bazı duyguların katili olmadan yol tamamlanmaz,” demişti gezgin. O sözü ilk duyduğumda ürpermiştim; şimdi ise içimde ağır bir kabullenişle yankılanıyor. Çünkü geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, her adımın ardında sessiz bir cenaze var. Kimini ben taşıdım, kimini zaman. Seanslarımın sonu bu yüzden kanlı; her defasında içimde bir şey eksiliyor. Ama eksilmek her zaman kayıp değilmiş. Kimi zaman bir umut, kimi zaman bir hatıra, kimi zaman da bir insana duyduğum kör bağlılık… Hepsi yerini daha sahici bir boşluğa bırakıyor. Ve o boşluk, düşündüğüm kadar düşman değil.
Bazı duygular öldürülmeli, evet. Çünkü yaşadıkça insanın ruhunu kemiriyor, nefesini daraltıyorlar. Merhamet kılığına girmiş alışkanlıklar, sevgi sanılan korkular, vazgeçememek diye kutsanan esaretler… İnsan bunları yaşattıkça kendini yavaş yavaş tüketiyor. İşte bu yüzden bazı insanlarla yollar mutlaka ayrılmalı. Herkes her mevsime yakışmaz; kimi sadece bir kış günü içindir, gelip geçer. Kimi ise hiç dokunulmaması gereken bir hatıradır; el sürüldükçe kanatan.
Geçilen yollardan ders çıkarıldıktan sonra yakmalı insan. Evet, yakmalı. Tüm izleri, kokuları, kelimeleri… Geriye bir şey kalmayana kadar. Kül olup uçana dek. Çünkü bazen arınmak, hatırlamamaktan geçer. Bazen unutmak, affetmekten çok daha asil, çok daha cesur bir eylemdir. Her bağ çözülmeyi hak etmez; bazıları kesilmelidir ki ruh kanamayı bıraksın.
Bil istiyorum, artık aciz bir gönül değilim. Çok ağladım, çok sustum, çok bekledim. Kendimi yok sayacak kadar sevdim, kendimi erteleyecek kadar sabrettim. Ama şimdi biliyorum: Boğazımda kalan düğümlerden fazlasını hak ediyorum. Yarım cümleleri, eksik vedaları, geç kalmış sevgileri değil… Tam ve sahici olanı.
Artık biliyorum; bazı sessizlikler dua, bazı vedalar kurtuluştur. Her gidiş kayıp değildir; bazı gidişler insanı kendine geri getirir. Ve bazı ölümler—evet, duyguların ölümü bile—yeniden doğmanın ta kendisidir.
Bu mektubu sana, içimde hâlâ yürümeye cesareti olan benliğe yazıyorum. Yorulsan da durma. Çünkü yol, artık başkalarına değil, kendine çıkıyor…