Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 34°C
Az Bulutlu
Afyon
34°C
Az Bulutlu
Pts 33°C
Sal 30°C
Çar 30°C
Per 29°C

HAFIZA KAYBI

HAFIZA KAYBI
13 Ekim 2023 13:42
138
A+
A-

Neşe, o sabah heyecanla uyandı. Bu heyecanının sebebi sevgilisiyle buluşacak olmasıydı. Güzelce yatağından kalktı, elini yüzünü yıkadı ve kendine kahvaltı hazırlamak için mutfağa gitti. Neşe, yalnız yaşıyordu. Ailesi köydeydi. Annesi, kızının uzakta yaşamasından oldukça rahatsızdı fakat Neşe burada çok mutluydu. Köye dönmeye hiç niyeti yoktu. Yüzündeki tebessüm asla kaybolmuyordu. Adeta ağzı kulaklarındaydı. Bir şarkı eşliğinde kendine omlet yaptı, çay demledi. Güzelce kahvaltısını edip evi toparladı. Sonra da odasına geçip hazırlanmaya koyuldu. Düz siyah bir elbise seçti kendine. Dalgalı siyah saçlarını açık bıraktı. En sevdiği parfümünü sıktı. Hafif de makyaj yaptı. Elbisesine uygun spor ayakkabısını da giydikten sonra aynada son kez kendine bakıp evden çıktı.
Sevgilisiyle bir kumsalda buluşacaktı. Deniz kenarında oturmak ikisinin de en sevdiği şeydi. Neşe, kumsala biraz erken varmıştı. Hemen bir kenara oturdu. İçi kıpır kıpırdı. Kalbi yerinden çıkacakmış gibi çarpıyordu. Sanki ilk defa görüşeceklermiş gibi hissediyordu. Kendini rahatlatmaya çalıştı Neşe. Derin bir nefes aldı. O sırada Hakan geldi. Neşe, Hakan’ı görünce hafifçe gülümsedi. “Hoş geldin hayatım.” dedi sevinçle. Hakan, biraz soğuk bir tavırla, “Hoş buldum.” dedi ve hemen Neşe’nin karşısına oturdu. Güneş, tam tepedeydi. Deniz de dalgalıydı. Hafif esen rüzgar, Neşe’nin saçlarını savuruyordu.
Hakan, denize doğru bakarak, “Nasılsın?” diye sordu. Neşe, elleriyle, uçuşan saçlarını düzeltti. Sonra, Hakan’ın baktığı tarafa bakarak cevap verdi: “İyiyim, sen nasılsın?” Hakan, gözlerini sevgilisinin gözlerine değdirdi. “İyi değilim. Hem de hiç iyi değilim.” diye yanıt verdi. Bu cevabı bastırarak söylemişti. Neşe, bu cevap karşısında şaşırıp kaldı. Gözlerini yere indirerek cevap verdi. “Neden?” Hakan, bu cevaptan memnun kalmıştı. Kendinden emin bir edayla, “Ben bu ilişkiden memnun değilim Neşe. Artık sana eskisi gibi bakamıyorum. İlk günkü hislerimi kaybettim. Artık seni özleyemiyorum bile. Ben bu ilişkiyi daha fazla sürdürmek istemiyorum. Lütfen bitsin.” Neşe, önce yutkundu. Titreyen ellerini gizlemeye çalıştı. Ağlamamak için zor tutuyordu kendini. İçinde kopan fırtınalara aldırmadan sakince bir cevap verdi: “Anlıyorum. Nasıl istersen.” Hakan’ın üzerinden bir yük kalkmıştı. Artık kendini özgür hissediyordu. Gayet içten bir şekilde, “Teşekkür ederim. Beni anladığın için teşekkür ederim.” dedi. Neşe, Hakan’ın mutluluğu karşısında buz kesilmişti. “Bu kadar mı bıktı benden?” diye düşündü kendi kendine. Sonra hızla ayağa kalktı. “Seninle çok güzel günler geçirdik. Her şey için teşekkür ederim. Hoşça kal.” Hakan’ın cevabını bile beklemeden arkasına dönüp gitti. Daha fazla gücü yoktu. Oradan uzaklaşır uzaklaşmaz hüngür hüngür ağlamaya başladı. Neşe, Hakan’ı çok seviyordu. Şimdi onu sonsuza kadar kaybetmişti. İçi paramparçaydı. Uzun bir süre olduğu yerde ağlamaya devam etti. İçinden ağlamaktan başka bir şey gelmiyordu. Bir süre sonra sakinleşti. Kendinde eve gidecek gücü buldu. Olanları sindirmeye çalışarak eve doğru yola koyuldu.
Eve geldikten sonra kendini yatağa attı. Bir süre tavanla bakıştı. Kendini boşlukta gibi hissediyordu. Artık içinden ağlamak bile gelmiyordu. Sadece boş boş bakıyordu. Bakışlarında sanki ölüm vardı. İlk birkaç gün hiçbir şey yapmadan yattı. Sonra birkaç gün boyunca kendini yemeğe verdi. Evde ne varsa her şeyi yedi. Ondan sonraki birkaç gün de film izlemeye verdi kendini. Aşk filmleri izleyip ağlıyordu. Acısını bu şekilde yaşıyordu.
Aradan haftalar geçti. Bütün acıları içinde normalleşmeye başladı fakat Neşe, yaşayan ölüden farksızdı. Artık yaşamanın onun için hiçbir anlamı yoktu. Evet, kararını vermişti. İntihar edecekti. Yatağından kalktığı gibi caddeye çıktı. Kendini bir arabanın önüne attı. Arabanın sahibi, Neşe’yi görünce yavaşlamaya çalıştı fakat Neşe kafasını vurduğu için yere yığıldı. Adam hemen Neşe’yi arabasına bindirip onu hastaneye götürdü. Neşe, ölmek istemişti, ama başaramamıştı. Doktor, hayati tehlikesinin olmadığını söylemişti.
Birkaç saat sonra uyandı Neşe, ama bir sorun vardı. Hiçbir şey hatırlamıyordu. Kafasını çarptığı için hafızasını kaybetmişti.
Neşe, evinin önündeki caddede kendini arabanın önüne attığı için olayı onu tanıyanlar da görmüştü ve hemen durumu Hakan’a anlatmışlardı. Hakan, telaşla hastaneye geldi. Doktordan her şeyi öğrenmişti. Biraz tedirgin bir şekilde odaya geldi. Neşe, boş bakışlarla ona bakıyordu. Hakan, Neşe’nin bu hissiz bakışlarına hiç alışık değildi. Neşe’nin yanına yaklaştı, “İyi misin?” diye sordu. Neşe, “Biraz başım ağrıyor o kadar. Siz kimsiniz?” diye cevap verdi. “Siz kimsiniz?” Sorusu Hakan’ı çok yaralamıştı, ama bozuntuya vermeden şöyle cevap verdi; “Hakan ben. Seninle çok uzun zamandır arkadaşız.” Hakan, eskiden sevgili olduklarını söyleyememişti. Çünkü kendini suçlu hissediyordu. Bunu yapacak gücü yoktu. “Merak etme. Seni yalnız bırakmayacağım.” diye de ekledi Hakan. Neşe, kendini çok yabancı hissediyordu. Kendine dair hiçbir şey hatırlamıyordu. Bu, onu hayata karşı korkutuyordu ama Hakan’ın onun yanında olması, ona güç vermişti.
Birkaç gün hastanede kaldı. Hakan, gerçekten onu hiç yalnız bırakmadı. Gerçek bir dost gibi hep yanında kaldı. Neşe’yle ilgilendi, onu güldürdü, ihtiyaçlarını karşıladı.
Nihayet hastaneden taburcu oldu Neşe. Bir süre evde dinlendikten sonra psikoloğa gitmeye başlayacaktı. Neşe, bunu hiç istemese de doktorlar onu bu konuda mecbur bırakmıştı. Hakan, onu evine götürdü. Sonra Neşe’ye güzel bir çorba yaptı. Neşe, çorbasını içerken, Hakan’a her şey için teşekkür etti ve dedi ki “Bana ilaç gibi geldin. Sen olmasan bu süreci bu kadar kolay atlatamazdım.” “Hiç önemli değil. Senin iyi olman her şeyden önemli.” diye yanıt verdi. Neşe, kendini Hakan’ın yanında çok tuhaf hissediyordu. Heyecanlanıyor, kalbi küt küt atıyordu. Aklı Hakan’ı unutmuştu, ama kalbi hâlâ hatırlıyordu. Neşe, içindeki hislere bir mana veremedi. Hiçbir şey olmamış gibi devam etti.
Hakan, Neşe’nin durumunu ailesinin bilmesi gerektiğini düşünüp Neşe’ye söyledi ve Neşe’nin telefonundan onun ailesini aradı. Hakan, kendini Neşe’nin arkadaşı olarak tanıttı. Ailesi epey endişelendi. En kısa süre içinde oraya geleceklerini söylediler. Hakan, Neşe’nin ailesi gelene kadar onu yalnız bırakmamakta kararlıydı. Bütün gün boyunca Neşe’ye eskileri anlattı Hakan. Neşe, hikaye dinler gibi dinledi kendi hayatını. Yeri geldi güldü, yeri geldi kızdı kendine, ama içinde emin olamadığı bir şey vardı Neşe’nin. Hakan’la gerçekten dost muydu ya da Neşe, hafızasını kaybetmeden önce Hakan’ı sadece dost olarak mı görüyordu? Bu sorular onun kafasını kurcalıyordu. Neşe, dayanamadı ve sordu:
-Hakan!
-Efendim?
-Biz seninle sahiden sadece arkadaş mıydık?
-Neden sordun?
-İçimde sana karşı hissettiklerim seni arkadaş olarak görmüyor da o yüzden sordum.

Hakan, bu cevap karşısında yutkunamadı. Kendini suçlu hissediyordu. “Demek bana karşı hisleri hâlâ diri.” diye düşündü. Bu soruya cevap vermek istemediği için kaçmayı tercih etti. “Haydi uyuyalım. Saat geç oldu.” deyip Neşe’yi oturduğu yerden kaldırdı ve uyumaya gittiler.
Ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi kahvaltı ettiler. O sırada Neşe’nin ailesi geldi. Hepsi perişan görünüyordu. Annesi önce kızına sarıldı. Sonra babası, sonra da ablası. Güzelce hasret giderdiler. Ardında Neşe, kendi ailesiyle tanıştı. Hakan, biraz daha yanlarında oturduktan sonra artık gitmek istediğini söyledi. Herkes ona teşekkür etti. Sonra Neşe arkadaşını yolculamak için ayağa kalktı. Tam onu kapıdan gönderirken, Hakan, “Bahçede biraz konuşalım mı?” diye sordu. Neşe, bu ani karar karşısında şaşırmıştı. Kafasıyla olur işareti yaptı. Bahçede banka oturdular. Hakan, ona her şeyi anlattı. Sonra da suçluluk psikolojisiyle oradan kaçtı.
Neşe, duydukları karşısında buz kesilmişti. Bir adamı ölesiye sevmişti ve daha da ilginç olanı herkesi, her şeyi unutmasına rağmen duygularını unutmamıştı. Şaşkınlık ve mutsuzluk içinde boşluğa daldı.

Okumayı ve yazmayı seven biri.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.