Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 32°C
Az Bulutlu
Afyon
32°C
Az Bulutlu
Sal 30°C
Çar 28°C
Per 27°C
Cum 27°C

BİR ÖLÜ

BİR ÖLÜ
19 Mart 2024 10:06
139
A+
A-

Ela’nın en yakın arkadaşı Ceyda, kahve içmeye gelecekti. Bu yüzden Ela, evinde hazırlanmakla meşguldü. Genç kız, saçlarını tararken kapının çaldığını işitti. Ceyda’nın geldiğini düşünerek heyecanla kapıyı açmaya gitti. Kapıyı açınca gözleri fal taşı gibi açıldı çünkü karşısında eski sevgilisi duruyordu. Ela’nın vücudu buz kesildi. Aniden içinde fırtınalar kopmaya başladı. Ruhunun, bedenini terk ettiğini hisseden Ela, “Ne işin var burada?” diye sordu eski sevgilisine. Genç adam oldukça rahat görünüyordu. Gülümsedi. “Seninle konuşmak istiyorum. İzin ver, içeri gireyim. Beni son kez dinle. Dinledikten sonra eğer hâlâ beni hayatında istemezsen söz veriyorum bir daha karşına çıkmayacağım.” diye cevap verdi. Bu sözler Ela’nın bir kulağından giriyor, öteki kulağından çıkıyordu. Aslında bu adama tek bir saniye bile katlanmak istemiyordu ama ondan kurtulmak için son bir kez dinlemeyi kabul etti. “Peki, geç içeri.” diyerek kapıyı sonuna kadar açtı. İlker mutluluk içinde içeri girdi. Etrafı şöyle bir süzdü. Ev, oldukça sadeydi. İlker’in bakışlarından rahatsız olan Ela, eliyle salonu işaret etti. Genç adam daha fazla evi inceleyemeden salona doğru yürüdü. Karşılıklı oturdular. Ela, diken üstündeydi. Ne söyleyecekse söylesin de defolsun gitsin, diye düşünüyordu. Genç kızın ruhu üşüyordu. Bitsin bu ızdırap diye geçirdi içinden. Ellerini göğsünde kavuşturup arkasına yaslandı. Şimdi kendini daha rahat hissediyordu. “Ne söyleyeceksen söyle.” dedi hafif sinirli bir şekilde. İlker, bu sinirliliği aldırmadı. Gayet tatlı bir dille anlatmaya başladı. “Sevgilim,” dedi genç adam. Ela, hemen sözünü kesti ve “Sevgilim mi? Ne sevgilisi? Biz senle ayrılalı aylar oldu. Bir daha bana bu şekilde hitap etme.” diyerek ona kızdı. İlker, “Peki,” dedikten sonra anlatmaya devam etti. “Ela, ben seni çok seviyorum. Bu ayrılık bana hiç iyi gelmedi. Biliyorum. Sen bana çok kızgınsın. Bu ilişkide seni mutlu etmek için hiç çaba harcamadım ama çok pişmanım. Bana bir şans daha verirsen her şey çok başka olacak.” Bunları söyledikten sonra genç adamın gözleri hafif dolmuştu. Ela ise tüm bunları duygusuzca dinlemişti. İlker’in sözleri genç kızın kalbine ulaşmamıştı. Ela bu kez çok sakin bir şekilde cevap verdi, “Bak İlker, ben sana karşı en ufak bir his beslemiyorum. Bu yüzden artık hayatımdan çıkmanı istiyorum.” diye yanıt verdi. İlker sinirlenmişti fakat duygularını gizlemeye çalıştı. “Anladım. Bir daha seni rahatsız etmeyeceğim. Tuvalete kadar gidip elimi yüzümü yıkayabilir miyim? Sonra evden de hayatından da çıkar giderim.” dedi. Ela, kafasını sallamakla yetindi. İlker, yavaşça ayağa kalktı. Ruhu içinde bir savaş veriyordu. Tuvalete gitmiş gibi yapıp mutfağa gitti. Çekmeceden bir bıçak alıp Ela’nın yanına geri döndü. Bıçağı genç kıza doğru tuttu. “Ya benimle evlenirsin ya da hem seni hem kendimi öldürürüm!” dedi. Ela’nın eli ayağı titremeye başladı. Kendini İlk defa ölüme bu kadar yakın hissediyordu. Gözyaşları gözünden dökülüyordu. “Sakin ol İlker. Sakın sonradan pişman olacağın şeyler yapma.” dedi. Sesi titriyordu. Ne söylediğinin çok farkında değildi. Düşünmeden konuşuyordu. “Lütfen şuraya otur. Güzelce konuşalım.” diyerek sözüne devam etti. Genç adam, “Konuşacak bir şey kalmadı.” dedi ama Ela’nın tavrı onu sakinleştirmişti. Bu sakinliği fark eden Ela, İlker’e doğru yanaştı. Bıçağı elinden almaya çalıştı. İkisinin arasında bir itiş kakış başladı. Ela, bıçağı almaya çalışırken yanlışlıkla İlker’i bıçakladı. Genç adam saniyeler içinde yere yığıldı. Ela, gördüklerine inanamıyordu. Gözlerini kırpmıyordu. Öyle korkuyordu ki bedenini hissetmiyordu. Bir süre öylece kalakaldı. Kapının çalmasıyla kendine geldi. Bilinçsizce kapıyı açtı. Gelen en yakın arkadaşıydı. Ceyda, Ela’yı öyle görünce şok oldu. “Ela, ne oldu? İyi misin?” diye sordu. Genç kız bir cevap vermeden içeri doğru yürüdü. Ceyda  hemen peşinden gitti. Ceyda, yerde yatan İlker’i görünce korkuyla elini ağzına doğru götürdü. Kekeleyerek “Ne oldu burada?” diye sordu ama Ela yine bir cevap vermedi. Ceyda, yavaşça yere eğildi. İlker’in nabzını ölçtü. Genç adam gerçekten ölmüştü. Ceyda zangır zangır titremeye başladı. “Ela ne yaptın sen? İlker ölmüş. Burada neler olduğunu anlatır mısın?” diye sordu. Sonra arkadaşını biraz olsun kendine getirip olanları anlatmasını sağladı. Ela, hem ağladı hem de yaşadıklarını anlattı. Ceyda, çok üzüldü ama arkadaşını korumak isteyerek “Sen kendini savunmuşsun. Üstelik bilerek de öldürmemişsin. Sakın kendini suçlu hissetme. Bu adamın ölüsünü yok ederiz.” dedi. Ela, tuhaf bakışlarla arkadaşına baktı. “Asla böyle bir şey olmayacak. Ne olursa olsun ben birini öldürdüm. Cezam neyse çekeceğim.” dedi. Sonra da gözyaşlarını sildi. Arkadaşının tüm ısrarına rağmen polise haber verdi. Kendi kaderine razı oldu.

Okumayı ve yazmayı seven biri.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.