Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 28°C
Hafif Yağmurlu
Afyon
28°C
Hafif Yağmurlu
Paz 29°C
Pts 31°C
Sal 31°C
Çar 32°C

ÖLDÜRME ÇİÇEĞİNİ

ÖLDÜRME ÇİÇEĞİNİ
11 Kasım 2023 01:10
221
A+
A-

Bir aşk ki öylesine kolay değil!

Bir imtihan ki sonucu belli değil!

Sığ düşüncelerinin olduğunu sanan, tabularını yıkamayan yara alıp aşka küsmüş bir adam ve geçmişinin hatalarıyla pişman olan, aşka küsmüş, aşka dair son bir umudu kalan bir kadının hikâyesi bu. Belki de ikisinin de tek dileği tekrardan hayata bakabilmek. Lakin vicdanına yediremediği hatalarıyla yüz yüze gelen kadının gerçekleri saklayamaması sonucu tabulara denk gelip sonlanacağını düşünemedikleri bir aşktı onlarınki. Nice açıklamalar yapılır belki ama hep başa sarıp sonuçlanamayan.

Ama hep öyle değil midir zaten? Adam kararını verir, sonunda kenara itilip sonuca katlanan hep kadın olur. Güvenilip açılan ama sonunda yıkılan bir kalp ve sanki her şeyi tek taraflı yaşamışçasına beyinde dönen onca kelime ve an sonucunda da şizofreniye dönmeler…

Hayat sanki onlar mutlu olmasın diye ant içmiş gibi…

Ama yine en derbederi yine hep kadın, yine hep kadın! Belki en büyük hatası güvenmek evet biraz saf ama tek derdi mutlu olmak. İnadına verilen mantık üzerine kurulmuş kararlar ve çabalara rağmen yerinde sayıp sadece en dibe batıyor oluşlar… Farkına varılsa belki de hiçbir şey önemli değildi aslında. İnadına tıkamasa adam kulaklarını, tabularının üzerine dikilip bunlar benim tabularım demese, güzel olan aydınlığı görmezden gelmese belki bir şans verecek! Çünkü onca yıl sonra boşa ağlamaz gözler. Kalp gerçekten hissetmese yorgunluğunu, dargınlığını gözden akıtmaz. Belki de kadının tek umudu Rabbine son kez yalvarışının sebebi de buydu. Hani derler ya kadın hisseder detaylı görür düşünür anlar işte belki de o misal.

Yanında olduğunda bir çocuk kadar mutlu ve huzurlu olduğu adamın sadece arkadaşı oluşunu bile kabullenir. Çünkü tek korkusu olan onu kaybetmeyi yaşamamak isteyişidir. Ama görseler içinde kopan fırtınaları, duysalar beyninde susturamadıklarını… Hayal vadilerinin birer birer tekrar yok oluşunu bir görseler. Ah bir görseler işte de nafile!

Sevilmekten, mutlu olmaktan başka hiçbir şey istemeyişinin bedelini bu kadar ağır ödemese? Ne para da gözü vardı ne de başka bir şeyde. Kim kimi derdine rağmen isterdi ki? Kim canını acıtan birine rağmen hala onu beklerdi? İşte bu gibi saf ve temiz sevenler hep kırılıp incinmedi mi hayatta. Böyle sevenleri sevmekten soğutmadılar mı hep?

Boşa değildir güzel bir çiçeğin koparılması. Kimse salınsın, güzelliğiyle çoğalsın istemez. Hoş görünüyor diye koparır, benim olsun da solarsa solsun der umursamaz. Ve ya sözde çok değer verirse bir vazoya su koyar içine yerleştirir çiçeği. Sözde değer verdiğinin göstergesidir bu hareketi. O çiçeği vazoya koymuşsun ne fayda! Toprağından, kökünden ayrılmış o çiçek. İçindeki yeni açacak umut tomurcuklarından koparılmış. Sen de gel onu su dolu vazoya koy ‘’ Sen burada dur değer veriyorum sana solma güzelliğini kaybetme.’’ de. Aynı o misal işte. Belki de o çiçek yaradılışı gereği sen istedin diye dayanabildiği kadar solmaz ama istemese de çürür gider ve ölür. Sonra sende öldü der onu öldü der eski halinden eser kalmadı sevmedim bunu der çöpe atarsın.

İşte bu yüzden öldürme o çiçeği be adam! O çiçek topraktayken sulayıp ilgilendiğin gibi ilgilen. Sana o güzelliğinin yanında farklı renk bir çiçek verdi diye ‘’ Ben bu rengi sevmem, bu benim tabum!’’ diye koparıp atma çiçeğini ya da değer verdiğini düşünüp vazoya koyma. Yapma işte be adam! O bedeninin içindeki güzel kalbini tabuların yüzünden kötü göstermeye çalışma.

O topraktaki çiçeğini incitme. Söküp atarak ya da vazona koyarak öldürme çiçeğini!

 

 

Sedanur Sinanoğlu 2002 yılında Afyonkarahisar Merkezde doğdu.İlkokul ve lise eğitimlerini Afyonkarahisar’da tamamladı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlk ve Acil Yardım bölümünden mezun oldu. Ve hayalleri olan mesleğinin yanında 14 yaşından beri asla bitmek bilmeyen yazarlık aşkıyla da eserlerini yazmaya devam ediyor.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.