Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 34°C
Parçalı Bulutlu
Afyon
34°C
Parçalı Bulutlu
Pts 33°C
Sal 30°C
Çar 30°C
Per 30°C

ACI KIRAĞI

ACI KIRAĞI
31 Aralık 2023 20:00
133
A+
A-

Bi fotoğraf karesine kaç anı sığar? Ya da hangi anı bir kareye hapsedilebilir hacimdedir? Hele ki bu anın ölçüsü acıyla yoğrulmuşsa. İnsan neden hep mazinin çorak topraklarından meyve almaya çalışır ki nadasa bırakılan arazi misali… En güzel vakitlerini geçirdiği için mi yoksa en acı günlerini tarihe gömdüğü için mi? Ne ekersek onu biçiyorduk da madem, bu kara bahtın cilvesi ne ola ki güzellik diktiğimiz vakitler acı sundu bize? Gül mü ekmiştik ki dikeni batmıştı hep elimize? Ne vakit sevmeye kalksak bu gülü, ruhumuzda dikenlerin bıraktığı izlere şahit olduk. Uzaktan da sevilemiyormuş ki. Çünkü tüm zerrelerin şahit olduğu bu derin hisse, tek bir isimle vasıflandırmak eminim ki haksızlık olurdu. En içten en derininden en özelinden en özlemlisinden demet yapılmış bir buketti bu. Öyle tv izler gibi ayağını uzatıp köşeye kurulmuş vaziyette izlenmiyordu ki bu veryansın. Nemelazımcı olunamıyordu. Her şey zıddıyla bilinirmiş ya biz de acı bulduk işte güzel, yaşanılası sanılan bu hengamede. Hoş aynı anda iki güzellik verilmiyordu bahtımıza. İnsandı ya karmakarışıktı, dünyaydı ya aldanılmışlıktı. Bilemiyordu, göremiyordu. Ya da sadece bildiğini görüyordu; görmediğini bilmeyerek…

Hayat insana hep pembe panjurlu pencereden bakmıyordu. Dik yamaçlar çıkarabiliyordu zaman zaman; sarp kayalarla karşılayabiliyordu insan denen faniyi. Bir taraf firakla kavrulurken diğer taraf vuslatla neşv-u nema buluyordu. Bazense kaskatı kesiliveriyordu, dünya bir anlığına dönmeyi bırakıyordu. Zamandan sıyrılıyordu fani denen müphem. Var ile yok arasında arafta sıkışmış bir girdapta. Ne zor imiş meğerse harlayıp can-ı ateşi, tütememek yanıp da…

İçte, dile dökülmeyi bekleyen nice kelamlar saklıydı. Sanki konuşsak yargılanacakmışız gibi; intihar ettirdiğimiz her bir sözden. Müebbet hüküm yiyecekmişiz gibi bir his dolanıyor içimizde. Zihin boşluğuna kendimizi salıvermiş gibiyiz. Her şey o kadar hafif ki. Ya da o kadar ağır ki tutamıyoruz kayıveriyor ellerimizden.

Artık kelimeler de manasını yitirmişti. Art ardına dizilen cümlelerin yerini, uzun soluklu sükûtlar almıştı şimdilerde. Acı kırağı çalınıyor dimağımıza. Mekan buz, mevsim hazan. Kalpler zemheri tutmuş. Bahar canı değmiş ruhumuzun üzerinde, ölü toprağı var şimdilerde.

ETİKETLER: , , , ,
Zamanın gaybında gezen meczup. Gönüldeki hisdüşümleri işleyen nakkaş.
YORUMLAR

  1. minvali dedi ki:

    Ne muazzam his düşümleri bunlar yüreklere işlendi… ❣️ Kalemine, yüreğine sağlık katibem ❤️

  2. Zeliha dedi ki:

    Yüreğine sağlık ablam kalemin daim olsun ❤️‍